bir tutam masumiyet, birazcık da aranış özgürlüğe. hep beraber bi' ütopya yapsınlar- ki kendisi yıldızlar gibidir bilirsin, ulaşamazsın; ama hep peşindesin.
“herhalde kiliseden yeni çıkmış olan bir aile hemen önümden yürüyorlardı; baba, anne ve altı yaşlarında küçük bir çocuk. biraz yoksul gibiydiler. babanın başında, yoksul heriflerin havalı görünmek için giydikleri o inci grisi şapkalardan vardı. o ve karısı, çocuğa hiç dikkat etmeden filan,öyle yürüyorlardı. çocuk müthişti. kaldırımda yürümüyordu, inmiş sokakta yürüyordu, ama kaldırımın hemen dibinden. dümdüz bir çizgide yürüyormuş gibi yapıyordu, çoğu çocuklar gibi, ve durmadan, “yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında” şarkısını söylüyordu. güzel bir sesi vardı. üstelik şarkıyı felaket iyi söylüyordu, anlıyordunuz. arabalar yanından vızır vızır geçiyor, frenler cayır cayır ötüyor ve o kaldırımın dibinden yürüyor, “yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında,” şarkısını söylüyordu. öyle hoşuma gitti ki. artık pek fazla moral bozukluğu hissetmiyordum..."
"...her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta -yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. biliyorum, bu çılgın bir şey.”
-çavdar tarlasında çocuklar, bölüm 16
bittim buna!
YanıtlaSil